23 Haziran 2010 Çarşamba

Tanrı Kadını Yarattı… Ve Türk siyaseti kadını keşfetti…

Kaptan köşklerinde gemiyi yöneten Kaptanlar, gözlerini kısmış bakıyorlar… Gözcüleri koşarak geliyorlar, “evet evet gördüm, orda bir kadın var, tam bizim rotamıza göre, gemiye mutlaka almamız gerek” Kaptan gülümsüyor…Erkek tayfalar huzursuz bir gülümsemeyle eşlik ediyor…

Günlerdir gazetelere bakıyorum da bütün siyasi parti liderleri kadınların peşinde…

Kadının başını kapatıp yan masada tek başına bırakan partinin lideri de kadın aday peşinde, hiç evlenmemiş liderin partisi de…

Erkeklerin kadınların peşinde koşmasına alışığız da, kadınların siyaset yapmasını bu kadar istediklerine pek rastlamamıştık doğrusu…

Çünkü erkekler iktidarı kadınlarla paylaşmayı pek sevmezler…

“Saçı uzun aklı kısa” kadın onlardan daha merttir çünkü… Sevmediğini sever, gördüğünü görmez gibi yapmaz, sorgular, isyan eder, mücadele eder…

“Eksik etek” kadınının aklı da yüreği de tamdır çünkü… İnanır, güvenir, merhamet gösterir, sever, sevdiğini canı pahasına korur…

“Elinin hamuruyla” her işten anlar kadın çünkü… Anadır, yardır, patrondur, çalışandır, dosttur, sırdaştır, çocuktur, suç ortağıdır, öğretmendir, doktordur…

Peki buna rağmen neden şimdi kadınların peşindeler?

Eteği eksik Meclise, eteği tamam kadınlar gerektiğini gördüklerinden mi sine-i kadına döndüler dersiniz?

Karaya çakılmak üzere olan Kaptanlar rotalarını neden şimdi kadınlara çevirdi?

Çünkü “deli”kanlı kadınlar sokaklara döküldü… Böyle gitmez dedi…Adımız da var, aklımız da dedi…

Akşam eve gidip de tencerenin kapağını kaldıran erkekler yemek yerine kadınların isyanını, mücadelesini, gücünü gördü…

Peynir ekmekle çocuğu uyutmaya çalışırken “kadın kısmının” bu saatte kimbilir hangi toplantıda, mitingde olduğunu, hangi ödülü almaya gittiğini, hangi projeyi yönettiğini düşündü kara kara…

“Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti” demişti bir yazar…

Bugününü kurtarmaya çalışan erkekler de geçmişe ve geleceğe sarılıyorlar bir umut…Yaralarına merhem, dertlerine derman arıyorlar kadınlardan…

Ama unuttukları bir şey var…

Kadının el attığı, yürek koyduğu, akıl yürüttüğü hiçbirşey eskisi gibi olmaz…

Kadınların olduğu yerde, “mış” gibi yaşamlar olmaz…

Bıyıklarını burup, göbeklerini hoplattıkları, ne olduğunu bilmedikleri kararlara bile “uyur-el kaldırır” yöntemle yürüttükleri Meclisleri de eskisi gibi olmayacaktır artık…

Çiğköfte devri kapanıyor, Türk siyasetine “elinin hamuruyla” kadın eli değiyor…

Kadınlara hayırlı olsun, erkeklere kolay gelsin…

Hiç yorum yok: