23 Haziran 2010 Çarşamba

Hayata Son Bakış...

Dört demir parmaklık, iki hüzünlü göz... Sessiz bir elvada...

Büyük bir suçlu, azılı bir katilin vahşi bakışları var değil mi gözlerinde? Koskoca bir sokak köpeği o ne de olsa... Doğmasına karar verilmediği bu dünyada, ölmesine karar verenlere diyecek sözü var mı ki?

Bir sokak köpeği o, suçunun cezasını çekmeli...

Peki ya hüzün niye? Hediye olarak alınıp da sonra sokağa terkedilmiş bir kölenin umutsuzluğu mu? Yok olamaz, kölelerde hüzün olmaz çünkü, birileri onu almaya ve satmaya karar verir, sessizce boynunu büküp kaderine razı olmalıdır köle dediğin...

Ama kimbilir, köle de olsa hayalleri olabilir mi acaba?

Eve geldiğinde mutluluk çığlıkları atan, birkaç hafta çok sevip de yatağında yatıran, elleriyle besleyen o çocuğun geri gelmesini, ona yine sarılmasını hayal eder belki...

Ya da kendisinin hiç sahip olmadığı “yuvanın” nasıl bir şey olduğunu görür düşlerinde... Tok olmanın, üşümemenin soğuk kış gecelerinde...

Karanlık bir gecenin, geceden karanlık gölgelerinin gelip de anasını, kardeşlerini ondan koparıp alışını... Onların çektiği acıya gözyaşlarıyla eşlik edişini, çığlıklarına uzanan tek bir el bile olmayışını hatırlar belki kabuslarında...

Köpekler hayal kurmaz, düş görmez sanıyorsanız bir köpeği izleyin uyurken...

Öyle çok düş görürler ki, gözkapakları oynar hafifçe, kimi zaman koşar kimi zaman ağlarlar düşlerinde...

Her gece benimle beraber düş görür köpeğim...

Bazı geceler ben insanın içinde olmasını ümid ettiğim ama nereye kaybolduğunu bilemediğim sevginin, saygının, vicdanın peşinde koşarken; o bahçeye gömdüğü ama bir türlü bulamadığı kemiği arar, rüyasında oradan oraya koşar... Gerçekte ise benim yatağımı tırmalar farketmeden...

Ya da bilirim çok küçükken ayrıldığı anasını görür düşlerinde bazen, çünkü o zaman gözlerinden iki damla yaş süzülür, usul usul inler... Sıçrayarak uyandığında yanıma sokulur, bana derin derin bakar...

O bakışlardaki sevgiyi, güveni en ağdalı aşk sözcüklerinde bulamazsınız... İçiniz titrer, eğer “insan”sanız...

Değilseniz, 280 köpek gözlerinize böyle bakarken acımadan öldürürsünüz hepsini...

Analarıyla birlikte minicik yavruları bile diri diri toprağa gömersiniz gecenin karanlığına gizlediğiniz insanlığınızla...

İnsanlar gibi “zeki” değildir, saftır köpekler; bir okşayışa bir lokma yemeğe kanarlar... Ardınızdan gelirler büyük bir mutlulukla...

Ve siz zekanızla tuzağa düşürdüğünüz köpeği öldürürken acımasızca, gözlerinizin ta içine bakarlar...

Avuçlarınızdaki yavrunun, demir parmaklıkların ardındaki sokak köpeğinin ümitsizce uzanan o son veda bakışı, sizin hapishaneniz olur ömrünüzce...

Kaçamazsınız, saklanamazsınız vicdanınızdan...

Tabii gerçekten “insan”sanız...

Hiç yorum yok: